Herşeyi bildiğimden değil ama, herşeyi gördüğümden değil hatta
Herşeye sahip değilim şu hayatta, bakma bana sen bakma
Burdayım aslında, tanığım her olana , Sen beni yok saysan da,
Burdayım ben,ben burdayım, burdayım aslında
Çelişkiler
Sana gitme demiyorum, istersen veda da etme,
Bu senin tercihin olmalı
Değişeceğimi düşünme, herşey kolay değişmez,
Beklentiler üzer insanı
Beni böyle kabul et, çelişkilerimi anla
Herşey zıttıyla var, beyaz ve siyah, kötü ve iyi; çelişkilerim ben yapan beni
Beni böyle kabul et, çelişkilerimi anla
Herşey zıttıyla var, beyaz ve siyah, kötü ve iyi; çelişkilerim ben yapan beni
Seni hala seviyorum, göstermeyi bilmesem de,
Bu da benim eksiğim olmalı
Sen üzülme demiyorum, istiyorsan ağla bile,
Bu rahatlatabilir insanı.
Beni böyle kabul et, çelişkilerimi anla
Herşey zıttıyla var, beyaz ve siyah, kötü ve iyi; çelişkilerim ben yapan beni
Beni böyle kabul et, çelişkilerimi anla
Herşey zıttıyla var, beyaz ve siyah, kötü ve iyi; çelişkilerim ben yapan beni
Hepsi Hepsi Hayat Nasıl Olsa
Kimse bilmez neden böylesin diye, kimse sormaz neden sustun niye
Niye döndün sırtını herkese, ne olacak senin bu halin böyle
Geçmez günler, unut kendini, bu hayat zor, var mı çaresi
Boşver geçsin, rüzgarlar essin, sana da bütün insanlar gibi,
Sana da bütün insanlar gibi, sana da bütün insanlar gibi...
Günlerin kötü geçiyor, umudun yok, soranın yok
Sorunun çok, isteğin yok, gelenin yok, yorgunsun çok
Karışık kafan, unut herşeyi, sorgulama, boşalt içini
Uyan artık, geriye bakma, hayat kısa, durma orda.
Geçmez günler, unut kendini, bu hayat zor, var mı çaresi
Zaman aksın, hızına bakma, seni dinlemez nasıl olsa
Bırak aksın, seni de götürsün, hepsi hepsi hayat nasıl olsa
Hepsi hepsi hayat nasıl olsa, hepsi hepsi hayat nasıl olsa !
Doğan güneş seni çağırır, gidemezsin ayakların bağlıdır.
Bilemezsin yarın ne olur, göremezsin gözlerin kapanır.
Çözemezsin sorunlarını, öylece kalırsın, öylece kalırsın
Böyle Demişti Rüzgar
Katil olduğumu söylediklerinde, inanmamıştım kitaplara, aah
Yalanlarımı okuduğumda anladım, yaşamak için öldürmek gerektiğini
Yalancı olduğumu söylediklerinde, inanmamıştım şarkılara, oof
Kendimi dinlediğimde anladım, gülmek için ağlatmak gerektiğini.
Bana sen mutlusun demişti rüzgar, önümü kaplayan sisi aralayamadım
Büyüye kapılma demişti sokaklar, doğru seçeneği karalayamadım
Sen mutlusun demişti rüzgar, önümü kaplayan sisi aralayamadım
Büyüye kapılma demişti sokaklar, doğru seçeneği karalayamadım
Hırsız olduğumu söylediklerinde, inanmamıştım insanlara, hmm
Acıyı içime çektikçe anladım, başkasının açlığıyla doyduğumu
Vampir olduğumu söylediklerinde, inanmamıştım kadınıma, aah
Bırakıp gidince... anladım, yaşamak için gözyaşlarını içtiğimi
Bana sen mutlusun demişti rüzgar, önümü kaplayan sisi aralayamadım
Büyüye kapılma demişti sokaklar, doğru seçeneği karalayamadım
Gerçeğin rengi gözlerimi yaksa da, kör olmadım ben, görüyorum yeniden,
Attığım adımlar acı verse de, yürüyecek yollar açacağım yeniden,
Sen mutlusun demişti rüzgar, önümü kaplayan sisi aralayamadım
Büyüye kapılma demişti sokaklar, doğru seçeneği karalayamadım
Gelmesen de Olur
Ne kadar zaman geçti, bilmiyorum; Hani gelirim demiştin ya,
Bak hala ümitle seni bekliyorum.
Gelince nasıl özleyişimi anlatamazsam eğer, Şaşırma.
Konuşmak gerçekten gücüm dışında bu sefer;
Ne olur yine susuyorum diye darılma, O kadar beklettin ki…
Senin için sakladığım herşeyi çaldılar. Mevsim mevsim tükendi çiçekler.
Yalnızlığa döküldü çiçekler, şarkılar... Şimdi boşuna üzüleceksin...
Gelirsen, vazgeç, dön… Yola çıkmışsan, dur…
Beni ölesiye sev demiştin, sevdim. Artık gelmesen de olur.
Beni ölesiye sev demiştin, sevdim. Artık gelmesen de olur.
Senin için sakladığım herşeyi çaldılar. Mevsim mevsim tükendi çiçekler.
Yalnızlığa döküldü çiçekler, şarkılar... Şimdi boşuna üzüleceksin...
Gelirsen, vazgeç, dön… Yola çıkmışsan, dur…
Beni ölesiye sev demiştin, sevdim. Artık gelmesen de olur.
Beni ölesiye sev demiştin, sevdim. Artık gelmesen de olur.
Mayıs
İçimden mayıs sıkıntılarını attım, hazırlıklar hazirana…
Bilseydim neşeli bir türkü yakardım, müthiş huzur verir bana…
Hep doğru bildiğim şeyleri düşündüm; kendimi kandırmışım hayret.
Çalışmışım düzene, sisteme saplanmışım; anladım bunu nihayet.
Ve dur dedim aklıma, dur! Düşünmeden beş dakika bekle…
Bak aylardan mayıs, aşık olmalı, uçurtma yapmalıyız.
Aylardan mayıs; düşünmeden yaşamalıyız.
Cebimde maaşın son kırıntıları baktım, hedef aynı birahane…
İçseydim kesin bir sigara yakardım, keyifliyim gerisi bahane…
Hep yanından geçtiğim sokağa girdim, yıllardır ilk kez hayret.
Alışmışım rutine, normale şartlanmışım, kırılacak zincir gayret.
Ve dur dedim aklıma, dur! Düşünmeden beş dakika bekle…
Bak aylardan mayıs, aşık olmalı, uçurtma yapmalıyız.
Aylardan mayıs; düşünmeden yaşamalıyız.
Düşünmeden yaşamalıyız... Düşünmeden yaşamalıyız...
Sözler
Dün seni düşündüm ve bir şiir yazdım, ne şarabım vardı ne de bir sigaram,
Ben de yazamadığımız öyküleri içtim.
Dün seni düşündüm ve bir şiir yazdım İstanbul’a.
Kalabalıkların içinde seni aradım,
Bambaşka birini buldum sonra o sustu, ben konuştum:
Bahar yağmurları gibi yağarlar insanların üstüne.
Kimse ıslanmaz ama, ellerini gökyüzüne açanlar tutamaz onları.
Sözler, süpürgeler bile süpüremez onları,
Sözler, doldurdular dünleri, yarınları.
Sonra sokaklardaydım, her şey bağırıyordu,
Sessizce aralarından geçtim, gökyüzü kırmızıydı.
Martı çığlıkları korkutucu geldi sensiz.
Dün seni düşündüm ve bir şiir yazdım yarınlara.
Kalabalıkların içinde seni aradım,
Bambaşka birini buldum sonra o sustu, ben konuştum:
Çarptıkları her şeyden sekerek yerlere düşerler.
Birikirler, birikirler, birikirler, nadiren kaybolup bir yerlere giderler,
Sözler, süpürgeler bile süpüremez onları.
Sözler, doldurdular evleri, sokakları.
Beni Affet
Bazen yerli yerine otururuverir bütün bozuk taşlar,
Hayat bir hata yapar ve bir şarkı yakalar yarım bir sigarayı,
Şarabına gülümsersin ve bunu haketmek için ne yaptım dersin.
Bazen böyle olur, bazen de o günkü gibi.
O gün sana bütün söylediklerim, Aslında söylemek istemediklerimden ibaret,
Sevgilim Beni Affet, Beni Affet, Beni Affet, Beni Affet,
Lütfen Beni Affet, Beni Affet, Beni Affet, Beni Affet...
Kim mükemmel? Kim hep doğru? Kim davranabilir ki hep peygamber gibi?
O gün sana bütün söylediklerim, Aslında söylemek istemediklerimden ibaret,
Ben, gözlerim kapalı, uçurumun kenarında yürürken,
Sen çıktın karşıma, oturduk ve baktık aşağılara,
Ne kadar yükseklerde ve hala çok derinlerde,
Olduğumuz hatırladık, sarıldık uzun uzun…
O gün sana bütün söylediklerim, Aslında söylemek istemediklerimden ibaret,
Sevgilim Beni Affet, Beni Affet, Beni Affet, Beni Affet,
Lütfen Beni Affet, Beni Affet, Beni Affet, Beni Affet...
Kim mükemmel? Kim hep doğru? Kim davranabilir ki hep peygamber gibi?
O gün sana bütün söylediklerim, Aslında söylemek istemediklerimden ibaret,
(4) Sevgilim Beni Affet, Beni Affet, Beni Affet, Beni Affet,
Beni Affet
Sarışınlar Boktur
Gecegündüz demeden düşündüm durdum ben,
Sevmeyi hiç bilmeden hayaller kurdum peşinden
Geçolsun güzel olsun dedim avundum yenilmeden,
Sonunda sen çıktın karşıma vuruldum
Günler boyu ateşinle yandım hep tutuştum,
Sen de bana iyisin dedin beni ne çabuk uyuttun
Ama birgün kalktığımda anladım artık yoktun,
Sonra gördüm başkasıyla oohooh çabuk unuttun
Şimdi senin düşmanınım mutsuzluğun mutluluğum
Resmindeki gözleri oyup başucuma koydum
Bakıp bakıp tükürdüm sana seni unuttum
Anlamama yardım ettin aşk yoktur ve sarışınlar boktur
Sonrasında boyun eğdim yerlere yıkıldım,
Yatağımda günler boyu ağladım sızladım
Eşyalara bakıp bakıp gelmeni umdum,
Her defa kapı çalınca bir umut koştum
Günler dünler geçer bugünler yarını yoktur,
Herşey biter düzelir derken hepsi yıkılır
Yeter artık yeter bunlar kalbim kırılır,
Terkedilmek ağır geldi oohooh ağzım bozulur
Şimdi senin düşmanınım mutsuzluğun mutluluğum
Resmindeki gözleri oyup başucuma koydum
Bakıp bakıp tükürdüm sana seni unuttum
Anlamama yardım ettin aşk yoktur ve sarışınlar boktur
Kırık
Benim acelem yok, zamanla yarışmıyorum
Yaşam hep şaşırtıyor, yine de barışmıyorum.
Boşver, sorma; nasıl, neden; Aşkın da kaynağıdır gizem.
Herşeyi anlatan gözler varken, Sözler kolaycılık olur; yetmez de zaten.
Nerede katıksız hüzün, kirsiz sevinç nerede?
Herşey içiçe geçmiş doğrular varmış, nerede?
Boşver, sorma; nasıl, neden; Aklın da kaynağıdır gizem.
Herşeyi anlatan sezgiler varken, Gerçekler kolaycılık olur; yetmez de zaten.
Benim acelem yok, zamanla yarışmıyorum.
Yaşam hep şaşırtıyor, yine de barışmıyorum.
Boşver, sorma; nasıl, neden; Aşkın da kaynağıdır gizem.
Herşeyi anlatan gözler varken, Sözler kolaycılık olur; yetmez de zaten.
Boşver, sorma; nasıl, neden; Boşver, sorma; nasıl, neden;
Boşver, sorma; nasıl, neden; Boşver, boşver, boşver, boşver....
Sorma
Seni arayabilirdim dün, ama ben bütün gün oturdum,
Sıradan bir ahmak gibi yapamadıklarıma üzüldüm.
Geçmişimizi düşündüm, olanlara şaşırdım.
Soğumuş bir kahveyle, bir çok sigara tükettim.
Seni arayabilirdim dün, ama ben bütün gün oturdum,
Yakaladığı güvercini kızıl kiremitlerin üstünde,
Parçalmaya çalışan şişman martıyı izledim,
Saçlarını okşamak dururken, seni özledim.
Neden böyle oldu diye sorma, bana kalırsa hep olması gerekenler olur.
Yarın ne olur diye sorma, bir de bakarsın olmayacak işler olur.
Aynalar yürüyordu sokaklarda, duyduklarını tekrarlayanlar
Sensizliğin gözlerine baktım, ve orada da seni gördüm.
Neden böyle oldu diye sorma, bana kalırsa hep olması gerekenler olur.
Yarın ne olur diye sorma, bir de bakarsın olmayacak işler olur.
Ayıp
Ben doğmuşum, ölmüşüm, gerçekliğe gömülmüşüm. Bu mu ayıp, bu mu ayıp?
Sen çok işe yaramışsın, bunu çok matah sanmışsın. Bu bir kayıp, bu bir kayıp.
Ben hatalar yapmışım, şaşkın, aptal, safmışım. Bu mu ayıp, bu mu ayıp?
Sen hiç yanılmamışsın, hiç pişman olmamışsın. Bu bir kayıp, bu bir kayıp.
İçinden düz, dıştan yuvarlak; kimin umrunda?
Dünya… dönmüyor; sarhoş… başı dönüyor.
İçinden düz, dıştan yuvarlak; kimin umrunda?
Dünya… dönmüyor; sarhoş… başı dönüyor.
Ben müziğe sığınmışım, şişelere yaslanmışım. Bu mu ayıp, bu mu ayıp?
Sen çok güzel yaşamışsın, yürekten yıkılmamışsın. Bu bir kayıp, bu bir kayıp.
Ben incinmişim, kaçmışım, hüznüme sarılmışım Bu mu ayıp, bu mu ayıp?
Sen tasandan kaçmışsın, hep mış gibi yapmışsın. Bu bir kayıp, bu bir kayıp.
İçinden düz, dıştan yuvarlak; kimin umrunda?
Dünya… dönmüyor; sarhoş… başı dönüyor.
İçinden düz, dıştan yuvarlak; kimin umrumda?
Dünya… dönmüyor; sarhoş… başı dönüyor.